Zihinlerdeki Kaçma Düşüncesini Sembol Eden İnsan: Christopher McCandless

1968-1992 yılları arasında yaşamış ve bu kısa ömrüyle Into the Wild filmine ilham veren Amerikalı gezgin Christopher McCandless’in hayat hikayesi.

1990 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra bankasındaki 22 bin doları hayır kurumlarına bağışlayıp, ailesine ve arkadaşlarına haber vermeden, otostop ile amerikayı dolaşmaya başlayan, hatta kano ile kaçak olarak Meksika’ya giriş ve çıkış yapan ve en sonunda uzun süredir düşlediği büyük Alaska macerası sırasında hayatını 1992 yılında kaybeden maceraperest gencin adıdır Christopher Mccandless.

Ölüm sebebi açlıktır. Kendisi öldüğünde 24 yasındaydı. Ayrıca tırmanış yapmamıştır.

McCandless ve ailesi

Mccandless bu dünyaya hiçbir zaman prim vermezken, para ile kolayca elde edilen şeylerin hayatın gerçek zevklerini ve anlamını körelttiğini düşünüyordu. Hiçbir zaman iyi anlaşamadığı ailesinin beklentilerini gerçekleştirmek için üniversite okumuş ve mezun olur olmaz da ailesini bir daha aramaksızın sırra kadem basmıştır. İsmini bile değiştirmiş ve yolculukları sırasında tanıştığı insanlara kendini Alexander Supertramp olarak tanıtmıştır.

Mccandless, Alaska’ya vardığında bırakın böylesine vahşi ve soğuk bir ortam için tam teşekküllü olmayı, yanına aldığı botları bile kendisini Alaska’ya getiren bir şoför son anda eline tutuşturmuştur. Yaklaşık 5 kilo pirinç, patates tohumları ve avlanmak için taşıdığı ufak kalibre tüfeği kendisinin tek besin kaynakları olacaktır.

Mccandless, nisan’da alaska vahşi ortamına daldığında ortam hala karlar ile kaplı, nehirler dağdaki buzullar daha erimediği için alçak seviyelerdeydi. ilk bir-iki hafta sonrası kendisi vahşi tabiatın ortasında Fairbanks Belediyesi’ne ait terk edilmiş çok eski bir belediye otobüsü görür ve burayı hemen evi olarak benimser. Mccandless burada neredeyse 4 ay kalır. Bu dönemde en önemli besin kaynakları pirinç, yakaladığı sincaplar ve etraftaki bitkilerden topladığı yemişlerdir. Bu dönemde sadece bir tane geyik avlamayı becerebilir ve onun da etlerini iyi muhafaza edemediği için fazla faydalanamaz bu avının etlerinden.

4 ay geçtikten ve yeterince kilo kaybettikten sonra Mccandless bu macerasını noktalamaya karar verir ve dönüş yolculuğuna başlar fakat dönüşte kendisini tatsız bir sürpriz beklemektedir; daha önce geçtiği nehir, buzullar eridikten sonra oldukça derinleşmiş ve buz gibi suyu da oldukça hızlı bir şekilde akmaktadır. Kendisinin bu nehri yüzerek geçme şansı yoktur. Yanına harita bile almayan Mccandless, çaresiz olarak nehirdeki suların biraz daha çekilmesini beklemek için bir ay daha geçirmek üzere kaldığı otobüse döner. Bu durumu çok da problem olarak görmez; ne de olsa kendisi bu ortamda 4 ay geçirmeyi başarmıştır. Fakat bu dönemde Mccandless ciddi bir hata yapar; açlığın da getirdiği çaresizlikle yanında getirdiği tohumları yemeye başlar ve bu tohumların toksik etkisi ortaya çıkınca yediklerini çıkarmaya başlar. Zaten kritik bir kilo ve enerji seviyesinde olan Mccandless, yediği besinlerden de faydalanamayınca açlık sebebi ile ölür.

Cesedi ölümünden 18 gün sonra kaldığı otobüsün yanından geçen iki gezgin tarafından bulunur.