Tüm gün süren hayaller: Maladaptive daydreaming.

Her gün müzik dinlerken, yolda yürürken, yatağımızda uzanırken hayallere dalıp gideriz. Evet, hayal kurmak güzeldir fakat bir de bu hayali evrende kaybolduğunuzu düşünün. “Uyumsuz Hayal Kurma” olarak da bilinen Maladaptive Daydreaming‘i farklı kılan da tam olarak bu.

Henüz bir hastalık olarak nitelendirilmeyen maladaptive daydreaming terimi, Prof. Dr. Eliezer Somer tarafından ortaya kondu. Bu psikolojik durumdan muzdarip kişiler tüm zamanlarını hayal kurmaya ayırarak gündelik işlerini ve insan ilişkilerini terk ederler. Sürekli olarak hayal kurmaya yönelik bu yoğun istek, özellikle bireylerin gerçeklikle bağlarının zayıfladığı dönemlerde görülür. Küçük yaşlardan itibaren gerçekleştirdiğimiz hayal kurma eyleminin tüm gün sürdürüldüğü bu psikolojik durumu şizofreni gibi rahatsızlıklardan ayıran nokta, bireyler tarafından bu hayallerin gerçek olmadığının kabul edilmesidir. Uyumsuz hayal kurma durumunda sorumluluklardan, stres yaratan durumlardan, insan ilişkilerinden kaçınarak kendi içine kapanma, sürekli olarak hayal kurma ve bu hayalleri gündelik yaşama tercih etme söz konusudur. Hastalık olarak kabul edilmediği için kesin tanı koyma kriterleri ve tedavisi olmasa da, psikoloji dünyasında oldukça ilgi çekici ve araştırılmaya değer bir konu olduğunu söylemek yanlış olmaz. 

Maladaptive Daydreaming’ten muzdarip bireylerin gösterdikleri bazı ortak özellikler ise şu şekilde: Canlı hayaller, gerçek hayattaki olayların tetiklemesi ile hayal kurma, günlük yapılması gereken görevleri tamamlayamama, gece uyumakta zorluk çekme, hayal kurmaya devam etmek için arzu duyma, hayal kurarken aynı hareketleri tekrar etme, hayal kurarken jest ve mimik kullanma, hayal kurarken fısıldama ve konuşma, saatlerce süren hayaller.

Somer, uyumsuz hayal kurmaya yönelik yapılacak çalışmalar için ‘’Farklı popülasyonlarda daha fazla araştırma yapılması, çoğaltılması ve genişletilmesi gerekiyor. Aynı zamanda, bu eşsiz hayali formda yer alan beyin mekanizmalarını daha iyi anlamak için beyin görüntüleme çalışmalarını yürütmeliyiz ve neden bu kadar çok bağımlılık yaratabileceğimizi de belirtmeliyiz.” diyor.

kaynak:yagmur yaylaoglu