TESLİMİYET Mİ DEMİŞTİN?

Zaruri ihtiyaçlarım hariç başından kalkmayarak bir solukta okuduğum bir romandan bahsedeceğim.Kimya Hatun…

Kitabın bende yarattığı intiba gayet güzeldi. Yazar Saide Kurz sizi o eşsiz betimlemeriyle sizi resmen o günlere götürüyor yaseminler, ıtır kokular, üzüm bağları , kaçamak olarak çıkılan bir damdan sızan Konya’nın güzelim ağaçları …

Kitap sürekli size “onun yerinde olsam ne yapardım” sorusunu sordurtuyor. Bazı kısımları günümüzün tekdüzeliğine uymayan yok artık dedirtecek türden olayların yaşanmış olma ihtmalinin tüyler ürpertici kuşkusuna düşürüyor sizleri. Ön yargılarınızı kitabı yargılayarak okumayı başarabilirseniz tadı damağınızda kalan bir macera yaşatacaktır size. Ama kendi heyulalarınızın peşinden giderseniz kitabı okumayı yarıda bırakabilirsiniz baştan söylemiş olayım.İyi bir okuyucu musunuz yoksa değil misiniz ?İşte bu ayrımla karşı karşıya kalacaksınız.Kitabın konusuna gelince Mevlana ve Şemsin karşılaşmalarını, dostluklarını aralarında geçen sohbetleri, Konyanın o günlerde ki halini , kurulan köle pazarlarını, yapılan kadın sünnetlerini, meslevihaneyi, en çok da haremin içinde olup bitenleri Kimya Hatunun bizzat tanıklığıyla birinci kişi ağzından kahraman bakış açısıyla anlatıyor bize.Ve ister istemez diğergamlık duygunuz kabarıyor.Kerra Hatunun metaneti, Şemsin akıl almaz davranışları , Mevlana Celaleddin Ruminin müftülükten nasıl bir maşuklğa doğru gittiği, Kimya Hatunun teslimiyeti…

Kitabın ana duygusunu teslimiyet,metanetini ve arını korumaktan ibaret. Önce Kerra Hatun Mevlana ile evlenerek hüküm sürdüğü o güzelim sarayını bırakıp, kuş uçmaz kervan geçmez dört duvarların arasında ki ne kem gözlerin olduğu haremde yaşamak için kendini yeni kocasına teslim ediyor ardından çocuklarını da getiriyor onlarında hayatlarını heba ediyor bilmeden, sonra Mevlana Şems ile tanışınca biricik aşkı Kerra Hatunu yeni doğan çocuklarını, dergahını, müritlerini bırakarak aylarca Şemse teslim oluyor , sonra güzelleri güzeli üvey kızı Kimya Hatun, yaşlı Şems ile evlenmek zorunda kalıyor kaderine razı geliyor.Ve bu kader onun sonu oluyor.Yakışıklı ceverrut bir şehzadenin melikesi olma sevdasında anca kederin melikesine dönüşüyor Şemsin ellerinde… Kitabı bitirdikten sonra bir sürü soru işaretleriyle kalakalıyorsunuz, kitabın sonuyla alakalı değil kitapta geçen şahıslarla ilgili.Öyle miydi değil miydi diye düşünecek araştıracak olursak bir çığ gibi büyüyecek olan bu soruları en güzeli rafa kaldırmak.Öyleydi veya değildi biz bilmeyiz veya bilmemeliyiz .