Müslüm Gürses

Türk halk müziği ve arabesk sanatcısı

Müslüm Gürses ya da doğum adıyla Müslüm Akbaş (7 Mayıs 1953;[3][4] FıstıközüHalfetiŞanlıurfa – 3 Mart 2013,[5] İstanbul), Türk arabesk ve halk müziği sanatçısı. Dünya genelinde “Father of Arabesque”,[6][7][8] Türkiye’de ise “Arabeskin Babası” ve “Müslüm Baba” olarak tanınmaktadır.

Müslüm Gürses
Genel bilgiler
Doğum adıMüslüm Akbaş
UnvanıArabeskin Babası (Father of Arabesque) · Müslüm Baba (Papa Muslum)
Doğum7 Mayıs 1953
HalfetiŞanlıurfaTürkiye
Ölüm3 Mart 2013 (59 yaşında)
İstanbulTürkiye
Başladığı yerŞanlıurfa
TarzlarArabesk  · Türk halk müziği  · Türk sanat müziği  · pop  · rock  · caz
MesleklerSes sanatçısı  · güftekâr  · bestekâr  · oyuncu
Etkin yıllar1965-2013
Müzik şirketiElenor Müzik  · Bayar Müzik  · Universal Müzik  · Pasaj Müzik Ulus Müzik  · Seyhan Müzik  · Emre Plak  · İdobay Müzik  · Disco Plak  · Kalan Müzik  · DMC  · Ada Müzik
Resmî sitemuslumgurses.com.tr
Önemli çalgılar
Bağlama[1]piyano[2]

Son yıllarda bazı pop ve rock tarzındaki parçaları da repertuvarına katarak Nilüfer’in “Olmadı Yar“, Teoman’ın “Paramparça“, Tarkan’ın “İkimizin Yerine“, Bülent Ortaçgil‘in “Sensiz Olmaz“, Murathan Mungan‘ın “Olmasa Mektubun”Kenan Doğulu‘nun “Tutamıyorum Zamanı” ve Şebnem Ferah‘ın “Sigara” adlı çalışmalarını da seslendirdi.

1979 yılında ilk defa “İsyankar” filmiyle kamera karşısına geçen Gürses, toplam 38 sinema filminde rol almıştır.

Çocukluğu

Şanlıurfa dönemi

Annesi Emine Hanım ile babası Mehmet Bey önceleri Tisa olarak bilinen ancak adı 1960’lı yıllarda Fıstıközü olarak değiştirilen Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesine bağlı bir köyde tanışmıştır. 1951 yılında evlendiklerinde henüz 17 yaşındaydılar, yaşamları yoksulluk içinde geçirmekteydiler. 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa‘nın Halfeti ilçesi’nin Fıstıközü köyünde kerpiç bir evde Emine Hanım ile Mehmet Bey’in ilk çocuğu olarak dünyaya gelmiştir.[9][10]

Babası Mehmet Akbaş rençberlik yapmaktadır. Müslüm dünyaya gelince geçim sıkıntısı daha da dert olmaya başlamış ve çok geçmeden bu sıkıntılı dönemde Akbaş ailesinin Ahmet isminde bir çocuğu daha olmuştur. Bu köyde yaşamak onlar için çok zor olmaya başlayınca Emine Hanım akrabalarıyla konuşmuş ve daha iyi bir yaşam sürmeleri için taşınmaları gerektiğini söylemiştir. Eşyalarını toplayıp yola çıktıklarında Müslüm beş, Ahmet bir yaşındadır.

Adana dönemi

Büyük umutlarla Adana Hürriyet Mahallesi’ne varmışlardı. Burada umutları tarifi olmayan acılara dönüşecekti. Yoksulluk yine aynı yoksulluktu. Bu mahalleye alışmaları zor olmamıştır. Baba Mehmet Akbaş çoktan alışmış ve kısa zamanda lakabı Deli Mehmet olmuştur. Emine Hanım çalışmaya başlamış, Müslüm ise o yokken kardeşi Ahmet’e bakmak zorunda kalmıştır. Daha o yaşlarda iken Müslüm’ün davranışları olgun bir erkek gibiydi, hiç çocuk olamamıştır. Okula başladığında bile yaşıtlarıyla hiç oynayamamış ve bir kenarda oturup oyun oynayanları seyretmiştir. Okuldan çıkınca da hemen eve koşup annesine yardım etmiştir. Bu dönemde bir kız kardeşi daha dünyaya gelmiş ve Müslüm’ün sorumluluğu daha da artmaya başlamıştır. Müslüm burada hayatı erken öğrenmek zorunda kalmış ve dirseğini okul sıralarında değil, kunduracıda terzi tezgahında çürütmüştür.

Sanat yaşamı

Gürses, şarkıcılığa 1965 yılında, küçük yaşta Adana‘da bir çay bahçesinde şarkılar söyleyerek başladı, aynı zamanda halkevine de gitti. Terzi çıraklığı ve kunduracılık yaptı, o yıllarda bir gazinoda sahneye çıktı. Ayrıca ilkokuldan mezun olduktan sonra 14 yaşındayken, 1967 yılında Adana Aile Çay Bahçesi’nde düzenlenen yarışmaya katıldı ve birinci oldu. Sesiyle küçük yaşlarda dikkat çeken Gürses, kendisiyle yapılan bir röportajda o dönemle ilgili olarak şunları söylemiştir: “İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana‘da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım Halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu‘nda sanatçı oldum”.

Soyadını da orada çalışırken “Gürses“ olarak değiştirirler.

1967 yılından itibaren TRTAdanaÇukurova Radyosu’nda da her hafta Cumartesi günü canlı olarak türküler söyledi. 1968 yılından itibaren piyasaya ilk 45’likleri çıkarmaya başladı. İlk plağı 1968 tarihli Emmioğlu / Ovada Taşa Basma plağıdır ve Ömür Plak, Adana basımıdır. Ömür Plak ile toplam 4 adet 45’lik yaptı.

İstanbul‘a gelen Gürses, Selahattin Sarıkaya’nın sahibi olduğu Sarıkaya Plak ile 2 adet 45’lik plak doldurdu: Giyin Kuşan Selvi Boylum / Hayatımı Sen Mahvettin ile Gitme Gel Gel / Haram Aşk.

Daha sonra 1969 yılında yine İstanbul‘da Palandöken Plak firması ile ilk çıkış parçası olan Sevda Yüklü Kervanlar şarkısını içeren Sevda Yüklü Kervanlar / Vurma Güzel Vurma isimli 45’lik plağı çıktı. Bu plak tam 300.000 adet satarak rekor kırmıştır.

Gürses, bu plaktan sonra askerliğini yaptı, tekrar İstanbul‘a gelerek aynı firmada plaklarını çıkarmaya devam etti. Palandöken Plak firması ile tam 13, sonra Bestefon Plak firması ile tam 4, daha sonra Hülya Plak ile 15 ve nihayet Çınçın Plak ile 2 adet 45’lik plak doldurdu.

1998 yılında ise Gürses’in o dönemde 14 yıl boyunca albümlerini çıkardığı Elenor Plak firmasıyla Müslüm Gürses Klasikleri albümünü yaptıktan sonra yolları ayrılmıştır ve 1999 yılında Ulus Müzik‘e transfer olmuştur. Müslüm Gürses’in 1999’dan 2001’e kadar çıkardığı Elenor Müzik etiketli GariplerArkadaşımZavallımMüslüm’ce Türküler 2001 ve Sadece (Türk Sanat Müziği) albümlerindeki şarkılar Gürses’in 1999’dan önce seslendirdiği şarkılardır.

1 Şubat 2006’da Gönül Teknem / Sen Olmayınca adlı albümü Seyhan Müzik etiketiyle raflardaki yerini almıştır. Daha sonra Gürses’in yazar Murathan Mungan’la hazırlıkları 2 yıl süren ortak projesi “Aşk Tesadüfleri Sever” 18 Nisan 2006’da Pasaj Müzik etiketiyle müzik marketlerdeki yerini aldı. Mungan’ın sözlerini yazdığı, David Bowie’den Garbage’a, Leonard Cohen’den Jane Birkin’e birçok yabancı müzisyenin bestesini yaptığı şarkıları seslendirdi. Sonra 6 Şubat 2009’da yine Pasaj Müzik firmasından çarpıcı bir albüm olan “Sandık” albümü ile Müslüm Gürses sahnelere geri döndü.

2010 yılının Kasım ayında yeniden Pasaj Müzik ile “Yalan Dünya” isimli bir albüme imza attı.

JİLETLİ KONSERLERİ

Gürses’in konserlerinde tarihte eşi ve benzeri dahi görülmeyen manzaralar ortaya çıkmıştır. Gürses konserlerinde taşkınlıklar yaşanmış, izleyiciler kendilerini jiletleyerek zarar vermişlerdir.[14][15] Gürses, konserlerinde yaşanan taşkınlıkların üzerine Çocuklar yapmayın, kendinizi çok güç duruma sokuyorsunuz, yapmayın bunu yapmayın. Konser yaptığımızın farkına varamıyoruz, ne yapayım şimdi ben. dese de hayranlarına dinletememiştir.[16] Müslüm Gürses konserlerinde taşkınlıkların yaşanması nedeniyle konser alanlarını birçok kez terk etmek zorunda kalmıştır.[17][18] 12 Aralık 1999’da ise Gürses’in Sivas‘ta verdiği konser sırasında henüz daha ikinci şarkısını seslendirirken yeterli güvenlik önlemlerinin alınmamasından dolayı kavgalar başlamıştır. Olayların yaşandığı sırada bir hayranı Gürses’e çiçek vermek istemiş ve hayranı ile korumalar arasında tartışma çıkmıştır. Çıkan tartışmada hayranının yumruğu Gürses’in suratına gelmiş ve hayranı tarafından gözü morartılmıştır.

BIÇAKLANMASI

Gürses bir gün Bursa‘da verdiği konserde kendisine aşırı sevgi duymasından dolayı hayranı tarafından bıçaklanmıştır. Daha sonra Gürses kendisini bıçaklayan hayranından şikayetçi olmamıştır ve affetmiştir.

ÖLÜMÜ

Müslüm Gürses, 15 Kasım 2012 Perşembe günü Memorial Hastanesi’nde geçirdiği by-pass ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı ve solunum cihazına bağlandı. Gürses, 3 Mart 2013’te, yaklaşık dört aydır tedavi görmekte olduğu İstanbul Memorial Hastanesinde hayatını kaybetti. 4 Mart 2013 günü Teşvikiye Camii‘nde kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı‘na defnedildi.