MUAVİYE’NİN DEVELERİ

 Muaviye Şam’da, Hazreti Ali ise Küfe’de validir, aralarında anlaşmazlık vardır, savaş çıkmak üzeredir.

Bir gün, bir deveci, yüklediği mallarla Küfe’den Şam’a gelir.

Açıkgözün biri deveye sahip çıkar; “Bu dişi deve benimdir! ve o dişidir”

Küfeli kendisinden emindir, çünkü devesi erkektir. İtiraz eder, dinletemez.

Sorun Muaviye’ye kadar yansır. Halk bir meydanda toplanır.

Muaviye, Bu dişi deve benimdir diyen Şamlıya sorar; Bu dişi deve kimindir? Benimdir! Muaviye de onaylar, Evet, bu dişi deve Şamlınındır!

Sonra halka sorar; Bu dişi deve kimindir? Hep bir ağızdan cevap verirler; Bu dişi deve Şamlınındır!

Küfeli neye uğradığını anlayamaz, şaşkın şaşkın bir kenarda dururken Muaviye çağırır; Bana bak, ben de, sen de biliyoruz ki, bu deve erkektir.

Küfe’ye dönüşte Ali’ye de ki; “Şam’da öyle bir ahali var ki, erkekleri de dişileri de, onların cinslerine değil, Muaviye’nin ağzına bakarak söylüyorlar, o dişiye erkek dese, ya da erkeğe dişi dese, hepsi ona itaat ediyor.”

Var git Ali’ye söyle ayağını denk alsın.

(Ertuğrul Tambaş’dan alıntı)